GOKBILIM HAKKINDA

Bol yıldızlı bir gecede gökyüzündeki sayısız parıltıları seyretmek çoğumuz için romantik bir olaydır. Mehtap, yakamozlar… Gerçekten de çok etkileyici şeyler. Peki ama bunlar gerçekte nedir. Bir toplu iğne ucu kadar gördüğümüz yıldızlar gerçekte bizden yüzlerce ışık yılı uzaklıkta olan ve güneşin bile onların yanın da dağın yanında bir kaya parçası kaldığı ,hayal edilmesi bile imkansız boyutlarda alev topları mıdırlar? Peki ya galaksiler? Onlar da içerisinde bu alev topların dan milyonlarcasını bulunduran sistemler midir? Ya evren? Onun içinde de bu galaksilerden milyonlarca var mıdır? Bu gün modern kozmoloji bize bu işin böyle olduğunu söylüyor. Ama onlar ne kadar doğru biliyorlar?

Tarihte bu konuları ciddi şekilde araştıran ilk insanlardan biri Aristo dur. O yaptığı gözlemler sonucu dünyanın merkezde olduğu bir sistemde diğer gezegenlerin ve yıldızların onun etrafında döndüğünü söylemişti. Bu onun yaşadığı zamana göre büyük bir buluştur. sonrasında Batlamyus , Galileo gibi çok ünlü bilim adamları bu konuya açıklık getirmeye çalışmıştır. Ve hepside ellerine ki teknolojiye bakıldığında çok büyük başarılar elde etmiştirler. Mesela Galileo’nun ay tutulmasını gözleyerek dünyanın yuvarlak olduğunu anlaması düşünsel açıdan çok büyük bir başarıdır.

Tarih ilerledikçe başka bilim adamları başka büyük başarılara imza atmışlardır ve insanlar artık içlerinde bulundukları evrenin nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlamışlardır. Bu başarılar Einstein’ın izafiyet teorisiyle 20 yüzyılın başlarında doruğa ulaşmış sonrasında ise Edwin Hubble’ın buluşlarıyla taçlanmıştır. Hubble Samanyolu yıldız kümesinin evrendeki tek yıldız kümesi olmadığını 1924te göstermiştir(aslında bunun o güne kadar bulunamamış olması çok şaşırtıcıdır).günümüzde de bu alanda yeni keşifler birbirini izlemektedir.

İşin diğer boyutuna bakacak olursak;gerçektende sonsuz bir evren mümkün müdür? Günümüzde kabul edilen gerçek, Büyük Patlamadır. Yani evren belli bir süre önce küçük bir hacim ve büyük yoğunluğa sahip bir maddenin patlaması sonucu uzaya saçılmış parçalardan oluşur. Bu görüş doğal olarak toplumun bazı kesimlerini rahatsız etmiştir. Çünkü böyle bir olay evrenin bir başlangıcı olduğunu ve bu başlangıcı sağlayan doğaüstü bir olgunun varlığını kanıtlar.

Eğer Big-Bang diye bir olay gerçektende yaşanmışsa bu demek oluyor ki evren sonsuz değildir. Tüm parçalar bir noktadan saçılmışlardır ve halen daha uzay boşluğunda ki yollarına devam etmektedirler. Bu da evrende ki bütün sistemlerin birbirinden uzaklaştığı anlamına gelir. Peki ya Newton un kütle çekim prensibinden ne haber? Newton kütlesi olan her cismin birbirini çektiği söylemiştir ve bu kanunun doğruluğu şüphe götürmeyecek şekilde kesindir. Zira bugün astronomi alanında yapılan bütün keşifler doğrudan bu kanunla bağlantılıdır. Dünyanın veya herhangi bir gezegenin güneş etrafında dönme yörüngesi, yerçekimi, dünya etrafında ki uyduların yerleştirilmesi gibi birçok konuda bu kanunun doğruluğunun kanıtını görmekteyiz. Peki ama madem her yıldız birbirini çekiyorsa bu yıldızların birbirine yaklaşmasına sebep olmaz mı? Bu durumda evrenin genişlemesinden değil tam tersi küçülmesinden söz etmeli değil miyiz? Ayrıca genişleme konusunun başka yöntemlerle çok açık kanıtları da vardır. Yani şuan elimizde iki kesin olan şey var;birincisi evren genişlemektedir, ikincisi ise kütleler birbirini çekerek bu genişlemeye engel olmaktadır. Peki böyle bir sistemin sonsuza kadar devam etmesi söz konusu olabilir mi?

Bu sorunun bir cevabı var.Devamı gelecek…

Hiç yorum yok: